Çok şeyler yazasım, anlatasım var ama bunun için ne zaman, ne de mecalim var. Def hergün yaptıklarıyla şaşkınlıklara uğratırken, sabrımın ne kadar da tükenmiş olduğunu fark ediyorum.
Oysa hiç birşey düşünmeden uzun uzadıya oyun oynayıp, bebekleri giydirip çıkartıp, her yer batana kadar suluboya yapıp, onun makyaj malzemeleriyle birbirimize makyaj yapıp, sadece kahkahalarımızın yükselmesini ne çok istiyorum.
Ama evdeki manzara bu değil sürekli mızmızlanan ve söylenen, annesini kıskanan, babasına naz yapan bir çocuk ve sabrı tükenmiş, kafasında huniyle gezmesine çeyrek kala bir anne...
Havalar düzelecek ve bizi kendimize getirecek güneş ruhumuzu da ısıtıcak... Kışı anımsatan herşey kaldırılacak, çıplak ayaklarla dolaşıp, kısa kollular giyilecek, serin serin limonata içilip doyasıya dondurma yenecek, buzdolabından çıkmış çilekler, erikler yenecek.... yani istediğim bunları biran önce yapabilmek, o zaman Hayallerine dokun!!!!!
19 Nisan 2011
05 Nisan 2011
Cindirella Aşkına...
Tüm kutlamalar sona erdi nihayet, efendim bu kadar kutlama azmış her yerde olmalıymış böyle buyurdu Defne Sultan :)
Gel bir de bana sor yeter mi yetmez mi diye? Bu sene için yeterli bence hem sadece 5.yaş günü allah izin verirse daha nicelerini kutlayacağız. Ama prensesi mutlu etmek ne mümkün yine astı suratını sebep bilinmiyor, her türlü naz, kapris, huysuzluk hepsi titizlikle yerine getirildi anne onu mutlu etmek için uğraşıyor nasılsa...

Okulda bir kutlama yaptık neyseki okulda olmanın verdiği ağırlıktan dolayı biraz ağır, asil davrandı fazla huysuzluk etmeden, İspanyol kostümünü giymek istedi okuldaki partide çünkü nedeennn topuklu ayakkabıları olduğu için elbette. Hazırladığım pastalarla okuldaydım nihayet pasta süslemelerini görmediği için meraktaydı nasıl oldu diye, neyse ki pastalarıda beğendi ve parti faslı oynanan oyunlarla ve açılan hediyelerle sona erdi.
Sıra ertesi gün yapacağımız kutlamadaydı neyse ki o dışarıda olduğundan daha az yorucuydu, teyzemizinde daha önce bir yerde görüp fikir verdiği lolipopları hazırladık benim fikrimde başka bir partiye kaldı artık :) Giyindik, bu sefer prenses kostümlerinden birini giymek istedi, pasta keserken de Cindirella kostümünü giyecekmiş planlar yapılmıştı hazırlandık çıktık, geldik parti mekanımıza istediğimiz düzeni hazırladık, konsept Defnemisin isteğiyle Disney Prensesleriydi tabiki... Pastamızda Cindirella, Bal kabağından arabası vs. öyle istemişti, aslında pasta seçerken o gösterişli düğün pastalarını beğenmişti de, ehh biz zor zahmet bunda karar kılmıştık neyse ki...
Yine o alt dudak aşağıya sarkmışken, arkadaşlarının gelmesiyle biraz olsun yüzünde güller açtı çok şükür. Bol kalabalık ve çocuk sesi derken kostüm teyzesi nezaretinde değişti Cindirella olarak geldi mumları üfledi, dilek diledi, pasta kesildi, birkaç hediyeyi açtıktan sonra diğerleri evde açılmak üzere öylece kenara itildi ama onu en çok mutlu eden teyzesinin aldığı Cindrellanın bal kabağı arabalı kolyesi oldu :))
Pasta çok lezzetliydiiiii, gülüşmeler, öpüşmeler derken parti sona erdi, gece geç yatıp sabah erken kalkınca yorgun düşen ben eve gelince kahvemi içtim, sonunda mutlu olan prensesimle kaçamak bir uyku şöleni yaptık.
Yazarken bile yoruldum yahu, sonuç gülen yüzlü bir kız çocuğu :D ve o yüzü gülerken görmekten mutlu olan anne :D
Gel bir de bana sor yeter mi yetmez mi diye? Bu sene için yeterli bence hem sadece 5.yaş günü allah izin verirse daha nicelerini kutlayacağız. Ama prensesi mutlu etmek ne mümkün yine astı suratını sebep bilinmiyor, her türlü naz, kapris, huysuzluk hepsi titizlikle yerine getirildi anne onu mutlu etmek için uğraşıyor nasılsa...

Okulda bir kutlama yaptık neyseki okulda olmanın verdiği ağırlıktan dolayı biraz ağır, asil davrandı fazla huysuzluk etmeden, İspanyol kostümünü giymek istedi okuldaki partide çünkü nedeennn topuklu ayakkabıları olduğu için elbette. Hazırladığım pastalarla okuldaydım nihayet pasta süslemelerini görmediği için meraktaydı nasıl oldu diye, neyse ki pastalarıda beğendi ve parti faslı oynanan oyunlarla ve açılan hediyelerle sona erdi.
Sıra ertesi gün yapacağımız kutlamadaydı neyse ki o dışarıda olduğundan daha az yorucuydu, teyzemizinde daha önce bir yerde görüp fikir verdiği lolipopları hazırladık benim fikrimde başka bir partiye kaldı artık :) Giyindik, bu sefer prenses kostümlerinden birini giymek istedi, pasta keserken de Cindirella kostümünü giyecekmiş planlar yapılmıştı hazırlandık çıktık, geldik parti mekanımıza istediğimiz düzeni hazırladık, konsept Defnemisin isteğiyle Disney Prensesleriydi tabiki... Pastamızda Cindirella, Bal kabağından arabası vs. öyle istemişti, aslında pasta seçerken o gösterişli düğün pastalarını beğenmişti de, ehh biz zor zahmet bunda karar kılmıştık neyse ki...
Yine o alt dudak aşağıya sarkmışken, arkadaşlarının gelmesiyle biraz olsun yüzünde güller açtı çok şükür. Bol kalabalık ve çocuk sesi derken kostüm teyzesi nezaretinde değişti Cindirella olarak geldi mumları üfledi, dilek diledi, pasta kesildi, birkaç hediyeyi açtıktan sonra diğerleri evde açılmak üzere öylece kenara itildi ama onu en çok mutlu eden teyzesinin aldığı Cindrellanın bal kabağı arabalı kolyesi oldu :))
Pasta çok lezzetliydiiiii, gülüşmeler, öpüşmeler derken parti sona erdi, gece geç yatıp sabah erken kalkınca yorgun düşen ben eve gelince kahvemi içtim, sonunda mutlu olan prensesimle kaçamak bir uyku şöleni yaptık.
Yazarken bile yoruldum yahu, sonuç gülen yüzlü bir kız çocuğu :D ve o yüzü gülerken görmekten mutlu olan anne :D
26 Mart 2011
Hayatımın en güzel rengi iyi ki doğdun.....

5.yaş günü oysa tüm hatırladıklarım dün gibi, hastaneye olaylı gidişimiz dünyaya gelişin, tüm ailemiz dostlarımız bu sevinci bizimle paylaştılar tüm bu olanlar çok kısa süre önceydi oysa... 5 senedir anneyim kendimce bir rütbem var değil mi? Doğduğun gün tüm endişelerim sanki sona ermişti, nasıl bakacağım, karnının acıktığını nasıl anlayacağım hepsi boş endişelermiş. Hani dedikleri o annelik içgüdüsü var ya her konuda filozof kesilebiliyorsunuz....Derler ki erkeklerin askerlik kadınların hamilelik anıları bitmezmiş diye bu sebepten daha fazla uzatmıyayım :)
Günışığım, hayatımın en güzel rengi, bitaneciğim, seni seviyorum miniğim, önünde koca bir yaşam var herşeyin gönlünce olacağı, sağlık, huzur, şans ve başarı dolu bir ömrün olsun Defne'm
18 Mart 2011
Love is....
16 Mart 2011
Söylenecek çok şey var...
Söylenecek sözlerimiz bitmedi, yasaklar yasaklar... nereye kadar engel olabilecekler ki !
Hiç yazmak gelmedi içimden, zaten çok fazla kişi de yeni post yayınlamadı. Yaşamımız durmadı devam ediyor, belki paylaşımlarımız azaldı sadece...
Hiç yazmak gelmedi içimden, zaten çok fazla kişi de yeni post yayınlamadı. Yaşamımız durmadı devam ediyor, belki paylaşımlarımız azaldı sadece...
24 Şubat 2011
Tshirt süsleme
Takmayı takıştırmayı seven Defne, sade giysileri pek sevmiyor illaki bir yerinde taşı pulu birşeyi olsun istiyor ee hal böyle olunca anne de bazı tshirtleri elden geçiriyor ki giydirirken sorun yaşamasın. İşte biraz süslenmiş bir tshirt Defne pek bir beğendi ve tabiki keşke biraz daha parlak olsaydı demeden geçmedi
18 Şubat 2011
Baykuş Yastık
Can sıkıntısı tavan yaptı şu aralar neyle kendimi oyalasam diye dolapları karıştırırken elime geçenlerle şu şirin şey çıktı ortaya, çok acemice ama ben ve defy sevdik onu, şimdilerde bizimle yaşamını sürdürüyor umarım başına bir hal gelmez...
Bu küçük ablayla yaşamak günden güne zorlaşıyor acaba ben mi yetemiyorum ona yoksa gerçekten çok mu hızlı büyüyor da, ben yakalayamıyorum zamanı... Beni çok üzüyorsun dediğimde binbir güzel sözle (aşkım,birtanem,taze çiçeğim üzülme büyüyorum ben diyip) beni allayıp pullayıp yine isteklerini yaptırıyor. Bu kadar güzel sözlere kim kanmaz ki değil mi ama...
15 Şubat 2011
03 Şubat 2011
Ben büyüdüm Anne....
Karnın acıktı mı ?
Hayır Annnneeeee
Aradan bilmem kaç dakika geçti...
Mutfakta yemek yaparken , dolaptan tabağını almak için beni öylece ittirip kendine bişiler hazırlamaya kalkan makroorganizma, buzdolabından sütü de çıkarıp, çikolatalı topları tapağa doldurdu üzerine süt tabi birazda yerlere... Buzdolabına sütü koyarken birazda benim zeytinimden yiyeyim diyip zeytin kabını çıkarttı 1 den 5 kadar sayarak zeytinleride mideye indirdi, cornflakesler de mideye yol aldıktan sonra üzerine mandalina yiyip değişik bir menüyle beni şaşkınlığa uğrattı.
Asıl şaşkınlığım, onun için hazırladığım, bebekliğinden beri çok sevdiği canımmm yoğurt çorbası dururken bu karmaşık menüyü yemiş olması mı ve tüm bunları seçip ben büyüdüm kendi başıma hazırlarım diyip, dilimin ucundaki onca kelimeyi yutturmuş olması mı?
Hayır Annnneeeee
Aradan bilmem kaç dakika geçti...
Mutfakta yemek yaparken , dolaptan tabağını almak için beni öylece ittirip kendine bişiler hazırlamaya kalkan makroorganizma, buzdolabından sütü de çıkarıp, çikolatalı topları tapağa doldurdu üzerine süt tabi birazda yerlere... Buzdolabına sütü koyarken birazda benim zeytinimden yiyeyim diyip zeytin kabını çıkarttı 1 den 5 kadar sayarak zeytinleride mideye indirdi, cornflakesler de mideye yol aldıktan sonra üzerine mandalina yiyip değişik bir menüyle beni şaşkınlığa uğrattı.
Asıl şaşkınlığım, onun için hazırladığım, bebekliğinden beri çok sevdiği canımmm yoğurt çorbası dururken bu karmaşık menüyü yemiş olması mı ve tüm bunları seçip ben büyüdüm kendi başıma hazırlarım diyip, dilimin ucundaki onca kelimeyi yutturmuş olması mı?
30 Aralık 2010
Bu sene iyi geçmedi söylemem lazım...

Evet bu sene iyi geçmedi bizim için, umutsuzluk, hayal kırıklıkları, kayıplar, göz yaşları.... Ve son günü de atlatırsak herşey geçmişte kalacak. 2011 de herşey güzel olacak umutluyum tabi 1 gece de herşeyin düzelmesini ummuyorum o sadece masallarda olur :) dimi
Defne'm artık huysuz olmayacak, gereksiz ağlamayacak, mutsuz olmayacak, o dudak düşmeyecek daha çok kıkırdayacak, daha çok oyun oynayıp, daha çok uyduruk masallar anlatıp güleceğiz ve daha çok resim yapıp boyalarla kaynaşacağız....
2011 herkese öncelikle sağlık, huzur, mutluluk ve bol kazanç getirsin, gönlünüzden geçenlerin gerçekleşmesi dileğiyle....
07 Kasım 2010
Biri Hiçbiri ya da Hepsi...

Farklı Olanlar ve Farklı Gelişenlerle Tiyatro Projesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Çocuk Tiyatrosu ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi Özürlüler Müdürlüğü Rami Özürlüler Merkezi işbirliğiyle yürütülen ortak bir sanat ve sosyal yaşam projesidir. Proje; “farklı olanlar ve farklı gelişenlere”’ sanatın ve tiyatronun iyileştirici gücünü kullanarak yeni bir alan oluşturmak için planlanmıştır.
Projede yer alan müzisyen arkadaşımızın daveti üzerine gittiğimiz, etkilenerek ve eğlenerek izlediğim bir çocuk oyunu, bir kısmı engelli bir kısmı profesyonel oyuncu ve onlar çok yetenekli, kesinlikle izlenmeli ve desteklenmeli, oyun ücretsiz detaylı bilgi burada
Defne bu oyunu çok beğendi, müzikler ve kostümler onun için ziyafetti, konuştuğumuz dilin dışında oyunda işaret dilinin de kullanılması gözünden kaçmadı mercimek hanımın bilgi dağarcığına bu oyun sayesinde daha neler ekledi neler...
Oyun, 1–2 Kasım 2010 tarihlerinde saat 20.30’da, 10–24 Kasım 2010 tarihlerinde saat 11.00’de Fatih Reşat Nuri Sahnesi’nde seyredilebilir.
27 Ekim 2010
Atatürk'ün bebekliği
Okuldaki 29 ekim Cumhuriyet bayramı hazırlıkları devam ediyor, bugünkü faaliyetler arasında Atatürk'ün evi boyanmış ve resim kağıdının arkasına Atatürk ve ailesi resmi yapılmış, eee Atamızda çocuktu değil mi? Minicik yüreğindeki Atatürk sevgisi ancak bu kadar güzel resmedilir,küçücük meleğim benim...
Resimdekiler, Atatürk'ün bebekliği, Zübeyde hanım ve Ali Rıza Bey...
05 Ekim 2010
Yine yeni yeniden merhaba...
Koca bir yaz geldi geçti, havaların soğumasıyla tekrar evde vakit geçirmeye başladık. Yaramazlıklar çokça yaşandı elbet vakit buldukça paylaşıcam.
Galiba kızım büyüyor ve bunu kabullenmek oldukça güç hele bir de çok süslüyse off offf diyorum...
Galiba kızım büyüyor ve bunu kabullenmek oldukça güç hele bir de çok süslüyse off offf diyorum...
17 Nisan 2010
Bu cüceler, İyi Cüceler
Bu cüceler masal kitaplarında değiller, çocuklar için çok eğitici kitap ve oyuncakların bulunabileceği bir yer olmakla birlikte miniklerin 2 saatlik aktivitelerde bulunabilecekleri ve biz annelerinde (ve babalarında ) arkadaşlarla yapılabilecek kısacık kahve molasına fırsat olabilecek bir mekan.
Oyun ve okuma alanı, ağaç ev ve faaliyet atölyelerinin yer aldığı, hediye seçimlerinde alternatifler sunabilecek keyifli bir yer burası,Erenköy civarına yolunuz düşerse ilk fırsatta ziyaret etmenizi öneririm, sevgiyle kalın
Oyun ve okuma alanı, ağaç ev ve faaliyet atölyelerinin yer aldığı, hediye seçimlerinde alternatifler sunabilecek keyifli bir yer burası,Erenköy civarına yolunuz düşerse ilk fırsatta ziyaret etmenizi öneririm, sevgiyle kalın
24 Mart 2010
İyi ki Doğdun Defne'm

Yaşamımın tek kelimelik anlamı BEBEĞİM.....
İyi ki doğdun iyi ki varsın...
Anneliğin ne demek olduğunu gerçekten anne olunca anlıyormuş insan, söylerlerdi ama o zaman anlayamazdım. İnsan hayatında olamayacağı kadar fedakar, sabırlı, anlayışlı, bilgili, güçlü oluyor.
İnsanın karşılıksız sevebileceği tek varlık yavrusudur herhalde ve bu sevgi her geçen gün bir çığ gibi büyüyor sanırım. Onlarla yeniden var oluyoruz, yeniden öğreniyoruz, dünyayı yeniden keşfediyoruz.
Defnemin yaptığı herşey mucize, olağanüstü geliyor bana, herkesin yavrusu kendine öyledir tabi. Çok hoş bir söz var "Dünyada bir tane güzel çocuk vardır ve bütün anneler O'na sahiptir" ne kadar doğru değil mi?
Ama bu yeni dönem çocukları gerçekten muhteşemler çok zekiler. Her sözleri hayranlık uyandırıyor insana, yaşamımıza renk katıyorlar her nefesleriyle. Hiç büyümeyecek onlar bizim gözümüzde hep bebeklerimiz olarak kalacaklar kaç yaşında olurlarsa olsunlar...
Bebeğim, senin gibi bir çocuğa sahip olduğum için çok şanslıyım, Allaha binlerce kez teşekkür ediyorum seni bana verdiği için, seni çok seviyorum Defne'm
21 Mart 2010
Caillou bizim en yakın dostumuz
Caillounun bizim hayatımızdaki yeri çok önemli, çünkü Defi onu çok seviyor kendisi bizimle birlikte yaşayan bir çizgi film kahramanı. Caillou ne yaparsa onu örnek alıyoruz neyseki Caillou akıllı bir arkadaşımız ve bize güzel şeyler öğretiyor. Ama bazen de hiç olmadık bir zamanda onun ve ailesinin yaptıklarını bizden bekleyince işin rengi birazcık değişebiliyor.
Mesela, Caillounun bir uzay gemisi varmış kartondan yapılmış, Defneciğimde sağolsun bizden istedi eee tabi her anne-baba Caillounun ailesi kadar yetenekli olamıyabiliyor :) Bizde kendi çabalarımızla yapmaya çalıştık daha önce aldığımız bir oyuncak mutfağın kutusunu atmamıştık, tabi Definin tarifiyle şekil vermeye çalışında biraz zorlandık neyseki Caillounun o bölümünü bulup, Kartondan Uzay Gemisini görünce kafamızda daha da bir belirginleşti, bizde tüm performansımızı göstererek yaptık. Definin pek bi hoşuna gitti ve böylece bir Caillou krizi daha atlatılmış oldu. Yani bu afacan, sevimli Caillou bazen biz büyüklerinde yeteneğimizi konuşturmamız gereken işler açabiliyor başımıza :)
Caillouyu tanımayan ve bilmeyenleriniz varsa (kaynak)
Caillou ya da Türkçe okunuşuyla Kayu, yazar Christine L'Heureux ve çizer Hélène Desputaux'un kitaplarından televiyona uyarlanan Kanada yapımı çizgi dizidir. Dizi, Caillou adlı 4 yaşındaki bir erkek çocuğun insanlarla ilişkilerini ve günlük yaşamını konu alır. Orijinal dili Fransızca olan dizi, farklı dillere çevrilerek Amerika'dan, Almanya'ya, İngiltere'den, Türkiye'ye kadar pek çok ülkede yayımlanmaktadır. Caillou sözcüğü Fransızcada "çakıl taşı" demektir ve bu sözcük saçsız baş anlamında da kullanılır. Dizideki Caillou karakterinin saçı yoktur. Dizinin yapımcıları bu konu hakkındaki soruları resmî sitesinde şöyle yanıtlamışlardır: Kitaptaki Caillou karakterinin yaşı, çizgi dizidekinden daha küçüktür ve bebeklerin saçları gür değildir. Diziye yapılan uyarlamada da aslı bozulmamış ve bu yüzden yaşı büyümesine karşın Caillou karakteri televiyzona saçsız olarak aktarılmıştır.
18 Mart 2010
Cogitoy alışverişimiz
Cogiyoy alışverişimiz, yeni kitaplarımız elimize ulaştı ve okumaya çoktan başladık. Karakter eğitimi serisindeki kitaplardan sipariş etmiştik, bu serinin isimleri Defneye çok komik geldi bir serideki karekter ismi Hamdi diğeri ise Cemile, karakterler gerçekten çok sevimli. Bir de Tübitak yayınlarının Erken Çocukluk Kitaplığı serisi var, çok başarılı ayrıca fiyatlarıda çok uygun. Kitaplar Türkçeye çeviri ve resimleme harika yapılmış şöyle bir gerçek var ki yabancı yayınlardan türkçeye çeviri yapılan çocuk kitaplarındaki resimler bizim resimlemelerden çok daha sevimli :) ya sizce?

15 Mart 2010
Güneşi Kaçırmadık
Cumartesi günü güneş kendini hafiften göstersede hava soğuktu. Biz yine de azıcıkta olsa bizi ısıtan bu güneşi değerlendirmek istedik ve parka gittik , Defne salıncakta sallandı, kaydıraktan kaydı, koştu, kendini çimenlere attı, yuvarlandı, mutluluğu görülmeye değerdi. Bizim çocukluğumuzdaki kadar şanslı olamasalarda İstanbul'da sayılacak kadar az olan park ve bahçelerde bu keyfi onların da yaşamasına izin verelim, çocuklarımız eğlenirken biz zaten mutlu oluyoruz öyle değil mi?


11 Mart 2010
Çocuk Kitaplarında İndirim
Çocuklarımızın kitap okuma alışkanlıklarının olması için bizi okurken görmeleri gerekli çünkü onlar için rol modeliz. Güzel alışkanlıklar edinmeleri ve bazı alışkanlıklardan vazgeçmeleri için kitaplara başvurmanın kesinlikle etkili olduğuna inanıyorum, tabi çocuklarda dikkat süresi kısa olduğu için bol resimli az yazılı kitaplar bu alışkanlığı kazandırmak için faydalı olabilir diye düşünüyorum.Renkli kitaplığınıza eklemek için rengarenk çocuk kitapları burada % 30 indirimde faydalanmak için buraya tık tık www.cogitoy.com keyifli alışverişler :)
09 Mart 2010
Çocukların özgüveni için Müzik
DefneMis müziği çok seviyor ve ritim duyusu gayet iyi, sonradan kazanılan bir şey değil içinde var daha bebekken herhangi bir müzik duyduğunda tepki veriyordu.
Bu yaş dönemindeki çocukların çoğu müziği sever. Daha önce bir yerde okumuştum gürültü yapmayı ve dikkat çekmeyi istedikleri bu dönemde müziği araç olarak kullanıp istedikleri kadar gürültü yapıp, eğlendikleri gibi öz güvenlerinin de gelişmesine yardımcı oluyormuş.
Çocuğun özgüvenin gelişmesi için bütün bunlara göz yummak mı gerekli acaba .... :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
